Aile Danışma Merkezi

Wednesday
Sep 08th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Yetişkin Ruh Sağlığı Panik Atak Yaşantıları ve Panik Bozukluğu

Panik Atak Yaşantıları ve Panik Bozukluğu

e-Posta Yazdır PDF
Panik atak yaşantıları ve panik bozukluğu nedir? Belirtileri ve tedavi süreçleri

Toplumumuzda yaygın olarak görülen sorunlardan birisi panik atak yaşantılarıdır. Panik atak yaşantıları; belirli bir grup, bedensel, zihinsel, duygusal ve davranışsal semptom/belirti grubunun, tekrarlayıcı bir şekilde, beklenmedik zamanlarda, ani ataklarla ortaya çıktığı  psikolojik temelli bir problem olarak ifade edilebilir.  Rahatsız edici düşüncelerle birlikte, yoğun duyguları ve somatik belirtileri daha önceden deneyimlememiş kişiler anlamakta zorlanacaklardır. Bu  belirtilerden bazıları;

Panik atak yaşantıları nedir?

- Fizyolojik Belirtiler :

·  Göğüs ağrısı ve göğüste sıkışma hissi
·  Çarpıntı
·  Nefes alamama, boğulacakmış gibi olma hissi
·  Terleme
·  Bulantı ya da karın ağrısı
·  Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş, bayılacakmış gibi olma
·  Titreme
·  Vücutta uyuşma ve karıncalanmalar
·  Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
·  Kendini ve çevreyi algılamada gariplik

Ortaya çıkan bu fizyolojik belirtilere;

·  Ölüm korkusu
· Felç olma korkusu
· Kontrolünü kaybetme ya da delirme korkusu

gibi şiddetli korkular yanında, belirgin bir belirti olarak, yeni atakların geleceğine ilişkin bir beklenti eşlik eder.

Bu tablonun ortaya koyduğu psikiyatrik rahatsızlığa panik bozukluğu, bu rahatsızlığı betimleyen belirtilerin genel görünümüne de panik atağı diyoruz.

- Panik atak yaşantıları belirli bir semptom grubunun adıdır. Panik bozukluğu psikiyatrik olarak tanımlanmış bir hastalıktır.

Psikiyatride ‘Panik Bozukluğu’ tanısının konulabilmesi için, panik atak belirtilerinden en az dördünün, yineleyici bir şekilde en az 1 ay gibi bir süre gözlenmiş olması beklenir.

Ayrıca, panik atak yaşantıları, fobilerin de içinde yer aldığı anksiyete bozukluklarında, hipertroid, guatr, bazı kalp rahatsızlıkları, astım, diabet, epilepsi, kanser, demans(Alzheimer),MS  gibi kronik bazı fiziksel hastalıklarla birlikte görülebilmektedir. Alkol, uyuşturucu ve bazı uyarıcı ilaçların alımında da panik atakları ortaya çıkabilir.

Konuyla ilgili olarak öncelikle bilinmesi gereken şudur:

Burada, panik atak yaşantılarını psikiyatrik bir olgu olarak, tıbbi açıdan işlemeyeceğiz.  Bu psikiyatrinin konusu. Biz burada panik atak yaşantılarını, psikolojik ve yaşantısal bir olgu, bir problem olarak işleyeceğiz.  Hangi etkenlere dayalı olarak, hangi süreçlerle ortaya çıktığını ve problemin kesin ve kalıcı çözümü konusundaki imkanlarımızın neler olduğunu konuşacağız.

- Panik ataklar nasıl ortaya çıkıyor?.. Atakların geleceğini önceden bilebilmek mümkün oluyor mu?

Duruma bağlı (örn: özgül fobide) panik ataklarda ya da durumsal yatkınlık gösteren panik ataklarda (örn: araba kullanmada), nadiren hemen öncesinde fark edilebilir. Ancak beklenmedik panik ataklarda bu belirtiler hiçbir nedene bağlı olmaksızın, beklenmedik bir anda ortaya çıkar ve 5-10 dakika içinde en yoğun düzeylerine ulaşır. Çoğunlukla 10-15 dakika kadar süren ataklar, bazen yarım saat kadar, nadiren de 1 saatten daha fazla sürebilir.

İlk kez panik atak belirtileri ile karşılaşan kişi, bir kalp krizi geçirmekte olduğu korkusuyla ya bir hastanenin acil servisine ya da bir kalp hastalıkları uzmanına başvurur. Yapılan tetkiklerde herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmaz. Hastaya rahatlatıcı bir iğne yapılarak ve önemli bir şeyi olmadığı, biraz dinlenirse bir şeyi kalmayacağı söylenerek evine geri gönderilir.

Hastalar, ilk tetkiklerde, nadiren, rahatsızlığının nedenlerinin psikolojik olabileceği söylenerek, bir psikiyatriste yönlendirilir. Rahatlamış bir vaziyette evine dönen hasta, ikinci bir atakla karşılaştığında daha büyük bir korkuya kapılarak, yine acil servisin yolunu tutar. Yeni tetkikler ve yeni tedavi önerilerini yinelenen panik atakları izler.

Hastanın anlamlandırmakta güçlük çektiği bu süreç içerisinde, hastanın ailesinde ve çevresinde hastaya karşı tepkiler de oluşabilir. Hastanın şikayetlerinin gerçek değil de, hastanın kaprisleri olduğuna dair kuşkular ortaya çıkabilir. Güçlenerek yinelenen ataklar sonucunda, hastanın gerginliği ve huzursuzluğu artar ve ataklar arasındaki beklenti anksiyetesi güçlenerek gelişir. Beklenti anksiyetisi güçlendikçe, ataklarda ortaya çıkan korkularının şiddeti de artar.  

Bu ve diğer etkenler nedeniyle, iyileşme sürecinde aile ortamı ve aile desteğinin kalitesi çok önemlidir. Buna birazdan değinmeye çalışalım.

- Panik atak yaşantıları hangi sıklıkta ortaya çıkar?

Panik atakların ortaya çıkma sıklığı, panik atak belirtilerinin etkili olduğu süre ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Sıklıkla, haftada ortalama bir atak görülebilir. Bazı kişilerde de, bir panik atak yaşantısından sonra, bir ya da bir kaç ay boyunca başka bir atak görülmeyebilir ancak bazı durumlarda ve kişilerde aynı gün içinde pek çok atak yaşanabilir. Panik atakların ortaya çıkış şekli kronik fakat, inişli çıkışlıdır.

Hiç beklenmedik zamanlarda ve yerlerde ani olarak ortaya çıkan ataklar ve giderek güçlenen atak beklentisi nedeniyle hastanın davranışlarında ve günlük alışkanlıklarında bazı değişiklikler ortaya çıkar.

-  Panik atak yaşantıları kişilerin yaşantısında ne gibi değişikler ortaya çıkarır?

Panik atak yaşantılarında, fizyolojik ve düşünsel belirtilerin yanında davranışsal belirtiler de ortaya çıkar.Bazı hastalar, evde yalnız kaldıklarında ya da yalnız başlarına sokağa çıktıklarında başlarına geleceklere ilişkin olumsuz düşünceler ve korkular geliştirdiklerinden, bu tür durumlara karşı çeşitli önlemler alırlar. Hastaların aldıkları bu önlemlerin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:
 
· İşe gitmemek, evden çıkmamak.
· Ev işi, spor, gezi, yürüyüş, seks, namaz gibi efor gerektiren etkinliklerden vazgeçmek.
· Atak sırasında bayılma, ölme ve fenalaşma halinde olacaklar için önlem almak:
· Etek yerine pantolon giyme (Bacakları görülmesin diye),
· Yanında fazla para bulundurmama,
· Takı takmama (çalınmasın diye).
· Ataklara neden olduğuna inandıkları şeyleri yiyip içmemek. Çay, kahve, kola, alkol,vb.)
· Atakları önlemek için gereğinden fazla yemek yemek.
· Evden çıkarken alkol, madde, ilaç kullanmak.
· Ataklar sırasında gerekli olabilecek ya da atakları önleyeceğini düşündükleri şeyleri yanında taşımak:
o    Su, alkol, ilaç, bisküvi, şeker, kolonya vb.
o    Kendi evinin, eşinin adres ve telefonları,
o    Doktorun adres ve telefonu,
· Atak sırasında yardım alabilmek için;
o    Bütün günü hastane bahçesinde geçirmek,
o    Güzergahını hekim, acil servis ve eczane bulunan yerlerden seçmek
· Kontrol kaybı ve çıldırmaya karşı;
o    Evdeki bıçakları kilit altında tutmak
o    Çocuklardan uzak durmak
o    Balkon kapısını, dış kapıyı kilitli tutmak
o    İntihar riskine karşı, ilaç, çamaşır suyu, vb. tehlikeli maddeleri kilit altında tutmak
Hastaların aldıkları önlemler konusunda, ilk panik atakların geçirildiği yer, ortam ve durumlar belirleyici olmaktadır.

- Görülme Sıklığı ve Oranları Nelerdir? :

Panik ataklar ve panik bozukluğu her yaşta görülebilir. En sık, 20-30 yaşlarında başlar. İlerleyen yaşlarda görülme sıklığı azalır. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha sık görülür. Panik bozukluğu tanısı konmuş hastaların %80''i kadındır. Kırsal bölgelerde nadiren görülürken, kentlerde görülme sıklığı giderek artmaktadır. Evli kişilerde bekarlardan daha az rastlanmaktadır. Dul ve boşanmış kişilerde ise, evlilere oranla yaklaşık 4-5 kat daha sık rastlanmaktadır. Değişik çalışmalarda panik bozukluğunun yaşam boyu yaygınlığı 1,5-3,5 olarak saptanmasına karşılık giderek arttığı bilinmektedir. Değişik hastalıklara ve durumlara bağlı olarak ortaya çıkan panik ataklar ve sınırlı belirtili panik atakların görülme sıklığının %15-20''lerde olduğu düşünülmektedir. yani toplumumuzun yaklaşık %25''inin panik bozukluğu ya da panik ataklarla karşılaştığı kabul edilmektedir.

Panik Bozukluğunda Dikkati Çeken Noktalar :
 
·  Genel nüfusun %10''unun yaşamlarında en az bir kez panik atak yaşantısı geçirdikleri tahmin edilmektedir.
·  Genel nüfusun %6''sında panik bozukluğunun geliştiği tahmin edilmektedir.
·  Panik bozukluğu problemi olanların %50''sinde agorafobinin geliştiği görülmektedir.
·  Agorafobi, %75 oranında panik bozukluğunun ilk bir yılı içinde ortaya çıkmaktadır.
·  Panik bozukluğu olanlarda depresyonun (%50), intihar girişimleri (%20) ve intihar düşüncelerinin (%40)ortaya çıkma olasılığı oldukça yüksektir.
·  Panik bozukluğu olanlarda sosyal fobinin görülme olasılığı %30''lar civarındadır.
·  Alkol ya da madde kullanım bozuklukları daha sık görülmektedir.
·  Panik bozukluğu olanlarda, somatizasyon bozukluğu, iki uçlu mizaç bozuklukları ve şizofreni gibi psikiyatrik sorunların görülme sıklığı daha yüksek olduğu bulgulanmıştır.

- Panik Atak Yaşantıları Hangi Durumlarda Daha Fazla Ortaya Çıkabiliyor? Risk Faktörleri Nelerdir?

Panik bozukluğunun risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:  

· 20-35 yaş arasında bulunmak
· Kadın olmak
· Ayrılmış, boşanmış ya da dul olmak
· Özellikle erken yaşlarda ayrılık anksiyetesi öyküsünün bulunması
· Çocuklukta cinsel taciz öyküsü
· Erken yaşlarda aşırı sorumluluk yüklenmek
· Geçmiş yaşam öykülerinde travmatik yaşantılar
· Düşük eğitim düzeyinde bulunmak
· Kentlerde yaşamak
· Depresyonla iligili geçmiş yaşam öyküsü
· Ailede ve yakınlarda panik atak ya da depresyon yaşantıları
· Ailede kronik hastalığı olan (kanser, demans, kalp rahatsızlığı, diabet,vb.) bir yakının bulunması.

- Panik Atakların Ya Da Panik Bozukluğun Tedavi Ve Çözüm İmkanları Nelerdir?

Panik bozukluğunun tedavisinde ve kalıcı çözümünde insanın üç farklı boyutu esas alınır :

·  Fiziksel boyut (duyumlar)
·  Zihinsel boyut (düşünceler)
·  Davranışsal boyut (davranışlar)
Bu üç farklı boyutta temel olarak üç aşamalı bir tedavi süreci esastır :
 
·  Panik atakların durdurulması
·  Beklenti anksiyetesinin giderilmesi
·  Panik ataklara bağlı olarak ortaya çıkan agorafobi ve diğer kaçınmalarla, davranış değişikliklerinin düzeltilmesi.

Bu üç aşama ile ilgili çalışmalar, farklı yaklaşımlarca farklı şekillerde ele alınır. Belli başlı tedavi yaklaşımlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

· Farmokolojik (ilaçla) Tedavi : Panik bozukluğunun ilaçla ttedavisinde, trisiklikler, benzodiazepinler, MAOI''ler, RIMA, SSRI''ler ve diğer serotonerjik ilaçlar kullanılmaktadır.
 
· Davranışçı yaklaşımlar : Önceden belirlenmiş sınırlı hedefler doğrultusunda, hastanın kaçındığı yer ve durumlar ile, aşamalı olarak tekrar tekrar karşılaştırılmasını içeren "üzerine gitme" ve "duyarsızlaştırma" eğitimleri. Böylece, kaçınılan yer ve durumlar karşısında yaşadığı anksiyete ve korkulara karşı duyarsızlaştırılmaya çalışılır.
 
· Bilişsel yaklaşımlar : Hastanın fark edemediği nedenlerle ortaya çıkan çarpıntı, terleme, nefes alamama, baş dönmesi, vb. panik atağının bedensel belirtilerinin, kalp krizi geçirerek öleceği, felç geçireceği ya da çıldıracağı şeklindeki gerçekçi olmayan inanışların, felaket beklentilerine dönüşmüş yanlış yorumların giderilmesine çalışılır. hastalık ve hastalığın işleyiş süreçleri üzerinde bilgilenmek esastır.
 
· Bilişsel-Davranışçı yaklaşımlar : Hem davranışçı hem de bilişsel yaklaşımların bir sentezi şeklinde ortaya çıkan bir yaklaşımdır.
 
· Psikodinamik yaklaşımlar : Daha çok psikodinamik süreçlere ağılık vererek, bu süreçleri aydınlatıp açığa çıkartarak panik bozukluğunu tedavi etmeye çalışır.

Panik bozukluğunun tedavisinde, klasik tedavi yaklaşımları içinde ya da yanında,

· Nefes alma teknikleri ve diyafram güçlendirme ile ilgili çalışmalar ve Gevşeme teknikleri,
· Hipnoz ve Hipnoterapi,
· Katatonik Görüntü Yaşantısı, Yönlendirilmiş İmgeleme çalışmaları,
· Hellinger (Aile Dizimi) Terapisi
· EFT
· EMDR

gibi yaklaşım ve teknikler de etkili bir şekilde kullanılmaktadır.
 

Randevu İçin

(232) 465 1 339
(506) 531 0 339

Mimar Sinan Caddesi 1404 Sokak Yıldır Apt. No:17 K:2 D:4 Alsancak İZMİR
(Kahramanlar TRT Binası Karşısı)

 Sık Sorulan Sorular    Haritayı Görüntüleyin

Videolar

Kimler Bağlı

Şu anda 4 konuk çevrimiçi

Fotoğraflar

Sample image

Siizin için seçmiş olduğumuz ilginç ve güzel fotoğrafları izleyebilirsiniz. Galeri'de